Bizi Takip Edin
Kategoriler
Bumerang
Arşivler

İçim içime sığmıyor derler ya, işte Fethiye’ye gelince öyle oluyorum. Tam şu an içim içime sığmıyor, nerelere gitsem, hangi dost sohbetinde keyiflensem bilmiyorum. Yüzsem mi, yürüsem mi…  bugün de Pazar heryer kalabalık olur şimdi derken, Ahmet Abi aradı.

Ahmet Kizen; Pastoral Vadi’nin kurucusu, mimar, hoş sohbet, geleneksel tarımın heyecanlı bir destekleyicisi ve Fethiye Ekoturizmi Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapıyor”

Bugün Çiftlikte patlıcanlı börek yapıyoruz, domates çorbası var, boş boş oturmayın gelin beraber yiyelim dedi, yani arayıp da bulamadığımız teklifi yaptı, gözlerimiz parladı, karnımız guruldadı, soluğu Pastoral Vadi’de aldık.

 

 

Yediğimizi mi anlatsam, gördüğümüzü bilemedim, burada kendimi kocaman ormanın içinde dolaşıyorum sanıyorum, permakültür falan gibi şeylerden söz ediyor Ahmet Abi ama benim gözüm patlıcanlı börekte, burnumda mis gibi domates çorbasının kokusu, bir de yayık ayranı yapmışlar ki hala tadı damağımda…

 

 

Ada normalde domates yemiyor ama burada artık havadan mı, ortamdan mı nedir bilmiyorum, kendi çorbasını kendi kaşıklıyor ve lüpür lüpür börek yiyip ayran içen kızımı böyle yiyip içerken gören benim duygularım tavan yapmış durumda …

Elbette çevreciyim, doğayı, doğal beslenmeyi, geri dönüşümü,  çok önemsiyorum, eminim ki “Permakültür Sistem” de çok değerli çalışmalar ama “ben bir anneyim” ve bütün dünya meseleleri bir yana 3 yaşında ki  kızımı kendi kendine yemek yerken seyretmek bir yana…

 

 

Kendimin ve kızımın göz, gönül, karın tokluğumuzu sağladıktan sonra, nihayet bir iki muhabbete dahil olabiliyorum, arada Ada’nın havuza atlamak, sıradan bir havuz değil, doğal kaynak suyu ile doldurulmuş, kimyasal kullanılmadan arıtma sistemi ile temizlenen ve buz gibi suyu olan bir havuz, neyse ki Ada soğuk suyu çok seviyor ve de çok şükür ki çok dayanıklı. ( bilmiyorum belki de, bu yaşam tarzı sayesinde bu kadar dayanıklı )

Dere’de yüzmek, ( Dere dedim ama öyle suyu kurumuş, kurbağalı dere değil tabii, Batı Toros’ların eteklerinden yola çıkıp, Yanıklar sahilinde Akdeniz’e kavuşan buz gibi Kargı Çayı ) gibi isteklerini karşılıyorum.

 

 

 

Çocuklu olunca iki çift lafı üst üste tek seferde koyamıyor insan.

 

 

Nerede kalmıştık ? “Benim Bahçem Projesi”  Gayet moral bozucu ve bir o kadar da endişe kaynağımız olan, küresel ısınma, GDO’lu beslenme, hormonlu gıdalardan bahsederken bi parça temiz ve lezzetli gıda ile beslenmek isteyenlerin ihtiyacını karşılayabilmek için, böyle bir işe girişmişler.

Pastoral Vadi’nin içinde yer alan, yaz portakalı valensiya ve limon ağaçlarının bulunduğu narenciye bahçesinin arasında 30m2 karelik bahçeler oluşturmuşlar, isteyen bir yıllığına kiralayabiliyor bahçesini.

Bahçeler bel küreği ile bellenip toprak işleniyor, ahır gübresi ve kendi yaptıkları  kompostla gübrelenip, ekime hazır hale getiriliyor ve atalık tohum dedikleri, bugünlerde pek bulamadığımız ve gelecekte belkide bulamayacağımız sürdürülebilir tohumlar atılıyor toprağa, sonra da ürünler toplanıp bahçe sahiplerine kargo ile yollanıyor, isteyene tarhana, salça da yapıp yolluyorlar.

Eğer Pastoral Vadi hakkında daha fazla bilgi almak istersen buraya bakabilirsin          ( http://www.pastoralvadi.com/index.aspx )

 

 

Yüzdük, serinledik, yedik içtik, odun ateşinde demlenmiş çaydan bahsetmedim değil mi ? neyse o çaydan içtik, Ada’yı ağlaya ağlaya dereden çıkardık Pastoral Vadi’den ayrıldık.

 

Bu güzel günün yorgunluğu ile akşamda derin bir uyku çektik.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir