Bizi Takip Edin
Kategoriler
Bumerang
Arşivler

Değerli eşime doğum günü hediyesi ararken Büyükada’da Princess Otel’de bir hafta sonu konaklama almıştım  ama sevgili eşimin doğum günü gününe gelen günde tadilat dolayısı ile otel kapalı olduğu için Ağva’da Kurfal Otel’e gitmiştik, Büyükada tatili de cepte kalmıştı.

Bu hafta sonu bu cepteki tatilimizi değerlendirdik, Princess Oteli seçme sebebim hem uygun fiyatlı bir kampanya bulmuş olmam hem de çok merkezi olması. Hemen vapurdan iner inmez 50 metre kadar yürüyüp otele varabiliyorsun, bizim Ada da vapurda uyuya kalınca otelin böyle yakın olması gerçekten çok rahat oldu.

Odalar temiz, yataklar genişti, Ada için bir bebek beşiği getirilmişti, yok  yok bizim kız buna sığmaz diye düşünürken, bizimkinin pek hoşuna gitti ve gece o minicik beşikte uyudu 🙂

Yeni tadilat görmüş olması sebebi ile odalarda hala mobilya kokusu vardı, merkezi olması sebebi ile de birazdan aşağıda fotoğraflarını koyacağım lokmacılar, dondurmacılar ve vatandaşların sesleri bir uğultu olarak odanın içinde idi, akşam olup el ayak çekilince ve balkonun kapısını kapatınca sesler azaldı.

 

 

Balkon demişken ufacık ve keyifli bir balkonu vardı, bizim Ada oda da uyurken biz de bu balkonda kahve ve geleni geçeni izleme keyfi yaptık. Gece de bu balkonda meyve ve şarap tokuşturma keyfi yapacaktık ama  tadilattan sonra içki ruhsatlarını alamadıkları için alkollü içecek bulunduramıyorlardı, meyve tabağımızı da getirmeyi unuttular.

Kahvaltıya gelince öyle delicesine çeşit dolu bir açık büfe yoktu ama bizim için yeterliydi.

Çalışanlar güler yüzlüydü, burada kaldığımıza pişman olmadım ama yine de bir daha ki konaklama için başka bir yere gideceğim.

Ada uyanınca, akşam yemeği için bizim otelin 50 adım ilerisinde köşedeki Altın Fıçı Birahanesi’ne gittik,  şöyle güzel bir masaya oturduk, mis gibi akşamüstü biralarını söyledik, ortaya kalamar tava, midye tava, patates tava aldık, ben istavrit, Ada kılçıksız olduğu için mezgit yedi, ailemizin babası kişi elbette kokoreç yedi. Hepsi de nefisti tavsiye edilir 🙂

 

 

Bu yediklerimizi eritmek için sahilde yürüdük, Ada bir taş buldu sek sek oynadık, sonra Prinkipo Dondurmacısı’ndan dondurmalarımızı aldık, akşam olduğu için günübirlik gelenlerin çoğu gitti ortalık sakinleşti, biz de dondurmaları yalaya yalaya biraz daha sokaklarda dolaştık.

 

 

Bizim otelin hemen altında Starbucks var, orada da lattelerimizi içtik otele döndük.

Ada hanım da uyuyup iyice sessizlik çökünce o muhteşem duygu kapladı içimi, hiç acelem yok, yapılacak bir işim yok, yetişmem gereken bir yer yok, benden mutlusu, huzurlusu yok 🙂 suratımdaki sırıtma ile oturup sokağı izledim ama ne kadar yazsam bu his anlatılmaz o anda olup yaşaman gerek 🙂

 

 

Ertesi gün erkenden uyandık, kahvaltımızı yaptık hava baştan yağmurlu gibiydi ama sonra biraz açtı, tatlı bir serinlikle sokaklarda yürüdük, daha doğrusu iskeleden, Yılmaztürk Caddesi boyunca Lunapark Kır Gazinosu’nun oraya kadar yürüdük, güzel kızım minicik bacaklarıyla, baba omzunda kısa molalar verse de o koca yolun büyük bir kısmını gık  demeden yürüdü. Bol bol fotoğraf çektik, ay şurada bir ev kiralasak da hafta sonları Ada’ya mı gelsek diye düşündük, yorulduk, falan falan …

 

 

Dikkat çekici şeylerden biri de İstanbul’un birçok yerinde olduğu gibi Büyükada da Arap Turistlerin akınına uğramıştı.

Lunapark Kır Gazinosu’nda mola verdik, ızgara köfte, çoban salata yedik, gayet lezzetliydi.

 

 

Dönüşte faytona bindik ve bindiğimiz an itibari ile Ada dünyanın en mutlu kişisine dönüştü 🙂

 

 

Bisiklet kiralamayı da düşündük aslında ama sonra bisikletlere güvenemedik, birde hava bulutlu çoluk çocuk yağmura yakalanırsak gibi kuruntular ile bisiklet gezimiz bir daha ki sefere kaldı.

 

 

Bostancı  Vapuruna binmek için beklerken kopuk başparmağını Ada’ya göstermeye çalışan adam, Kocama el sallayan güzel Arap kızları, Vapura bindiğimizde neden koltukta tek başına değil de kucağımda oturduğuna isyan eden ve ağlayan Ada, ağlayan Ada’ya ben tepki vermiyorum diye kolumu dürtüp evladım çocuklar sevgi ister, sevgi göstermelisin diye beni ikaz edip, 3 dakikada 3,5 yıllık anneliğimi çöpe atan teyze, kızlar babacı olur diye sevgili eşimi poh pohlayan Ada sakinleri’ de anlatılmaya değer aslında ama yazı çok uzun olacak …

Neyse özetle olaylar böyle 🙂

Hııı bir de o kadar güzel kokuyordu ki, Ada’dan ayrılmadan önce Prinkipo’da  waffle yedik  🙂

 

Bostancı’ya vardığımızda iyice yorulmuş olan Ada ulaşım için gayet pratik bir çözüm buldu 🙂 çok ta eğlenceli 🙂

Bunlar da Büyükada’ya giderken gördüklerim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir