Bizi Takip Edin
Kategoriler
Bumerang
Arşivler

Anne olduktan sonra çok değişenlerdenim ben. Plansız, kaygısız hayatım birden “liste”lerle doldu: Tatilde, markette, işte, evde, arabada, her yerde bir listem var… Kimi zaman excel tablosu, kimi zaman buruşuk, arkası karalanmış bir kağıt parçası ya da ruh halime ve listenin içeriğine göre  kenarı süslü, gösterişli bir sanat eseri… 🙂

Bazı listelerimi saklıyorum; mesela yaz tatilinde yanımıza alınacaklar listesini sağlık, kıyafet, kozmetik, plaj, elektronik, aksesuar başlıkları altında excel tablosu olarak yapmıştım, aynı başlıkları bir de kızım için hazıladım, “Keşke şunu da alsaydık, bak!” dediğim şeyleri zamanla aynı listeye ekliyorum ya da listeden çıkartıyorum.

 

Çocuksuzken yaprak gibiydim: Rüzgar nereden eserse orada bulurdum kendimi. Plansız, programsız. Ama kızımdan sonra ağaca tutundum ve daha planlı seyahat eder oldum. Özellikle kızımın bir iki hastalanma tecrübesinden sonra, ön araştırma ve otel rezervasyonunu önceden yapar oldum.

 

 

Uzun yol insanı değilim, saatlerce arabada kalamıyorum, ya çok sıkılıyorum ya da çok uykum geliyor. Bu sebepten arabayla çıktığımız yolculuklarda, duraklama noktaları belirleme ihtiyacı duyuyorum; zira çocukla her yerde mola vermek mümkün değil. Dahası, çocuklar da uzun süre arabada kalmaya tahammül edemiyorlar, bence çok da haklılar!

 

 

 

Arabada can sıkıntısı krizlerini engellemek için kitap, müzikli oyuncaklar, kraker, bisküvi, meyve, kuruyemiş, kuru meyve gibi eğlencelikler ve sonrasında illa gerekecek olan su vb.’den oluşan bir el çantası hazırlıyorum. Daha doğrusu bu çantayı kızımla beraber hazırlıyoruz, evden en sevdiği oyuncaklarını, marketten istediği atıştırmalıkları seçiyoruz, kasada kredi kartımı ona veriyorum ve ödemeyi kendi yapıyor. Bu hazırlıklar onu çok eğlendiriyor ve kendi seçimleri olmasının verdiği mutluluk ile yolculuğa daha uyumlu başlıyor.

 

Yiyip içme ve eğlenme sıralarında çıkan çöplerimizi biriktirmek için bir kaç poşet alıyorum; ama yinede seyehatin sonunda arabamız “Çöp araba” mertebesine erişiyor!

 

Hapşırma, kahkağa, çığlık atma, ağlama, burun akması gibi evreler için mutlaka ıslak ve kuru mendiller bulunduruyorum, çok işe yarıyor; çünkü ne yaparsam yapayım değişik zamanlı olarak bu evrelerden geçiyoruz.

 

“Ne gördüm?” oyunu oynuyoruz, herkes, abartarak birbirine ne gördüğünü söylüyor: “Ben bi viiiiiiiiinnnççç gördüüüüümmm!!!”, “Ben bi kırmızı araba gördüüüüüümmmm!!!”…

 

Köprülerden, tünellerden geçerken, kendi uydurduğumuz, “Miy miy miiiii” ve, “Ya ya ya!!! Yo yo yo !!!” şarkılarını söylüyoruz.

 

Güle-oynaya, ağlaya-zırlaya yolcuğumuzu tamamlıyoruz…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir