Bizi Takip Edin
Kategoriler
Bumerang
Arşivler

Evimizde televizyonumuz yok, eğer film, dizi veya herhangi bir program izleyeceksek, Ada uyuduktan sonra bilgisayar veya ipad’ten izliyoruz. Çocuklar arasında yaygın olan yoğun ipad ve bilgisayar oyunlarına karşı olduğum için Ada uyuyana kadar cep telefonları da dahil bu gibi cihazlar ortaya çıkmıyor.

Bu akşam Tübitak Yayılarının “Dünyanın Dört Bir Yanından Yapımı Kolay Oyuncaklar” kitabından aşağıda resimlerini göreceğin “Uçan Balıklar’ı” yaptık. Bu kağıttan balıkları bir sandalyenin üzerine çıkarak leğenin içine düşürmeye çalıştık.

Yatmadan önce de oyunumuza uygun “Kağıt Balık” masalını uydurduk.

Çok çok uzak bir ülkede, Japonya’da bir adam yaşarmış, ismi Kaito’ymuş, güzel güzel hikayeler yazar resimler yaparmış, akşamları da bütün işleri bittikten sonra balkonuna çıkar, yemeğini yer ve elindeki kağıtları katlayarak çeşit çeşit hayvan figürleri yaparmış, kuşlar, böcekler, filler, dinazorlar, baykuşlar …

Kağıtları katlayarak hayvan figürleri yapmayı Kaito’ya babası öğretmiş, babasına da O’nun babası öğretmiş.

Kaito bir akşam elindeki kağıttan güzel bir leylek yapmış, tam yerinden kalkıp içeriye gidecekken, masanın üzerinde, leyleği yaparken kullandığı kağıttan kopardığı ufak bir parça gözüne ilişmiş, onu da almış çabucak katlaya katlaya küçük, minicik bir balık yapmış, sonra da onları balkonda bırakmış içeri uyumaya gitmiş.

Ertesi sabah balkona geldiğinde, masanın üzerinde leyleğin durduğunu ama balığın ortalarda görünmediğini fark etmiş ve şaşırmış. Herhalde dün akşam rüzgarda uçmuş olmalı diye düşünmüş ama öyle rüzgarda uçmuş olsa leyleğin de uçması gerekirdi, oysa leylek orada tam olduğu yerde duruyormuş.

O sırada gözü masanın yanındaki plastik kovaya ilişmiş, balık plastik kovanın içindeymiş, hemen elini uzatmış, balığı almış masanın üzerine koymuş.

Masanın üzerine koyar koymaz, balık sanki sudan çıkmış canlı balık gibi pıtır pıtır oynamaya başlamış, Kaito gözüne inanamamış, tekrar bakmış, gerçekten canlı balık gibi oynuyormuş.

Kağıttan balığı almış yine kovanın içine bırakmış, balık önce kovanın içinde bir iki tur atmış sonra kafasını sudan çıkarmış, beni suya bıraktığınız için teşekkür ederim efendim demiş. Kaito iyice şaşırmış ama nasıl olur demiş, ben dün akşam seni katlayarak yaptım, sen kağıttan bir balıksın, nasıl hem canlanıyorsun bir de dile gelip benimle konuşuyorsun?

Siz demiş balık, akşam kağıtları katlayıp hayvan figürleri yaparken sürekli bir şeyler düşünüyordunuz, beni katlarken de aklınızdan mavi denizler, okyanuslar gibi düşünceler geçiyordu.

Evet demiş Kaito, kendi kendine düşünmüş, gerçekten denizde geçecek yeni kitabımla ilgili kafamdan bazı düşünceler geçiyordu, bunları düşünürken kağıtları katlıyordum.

İşte demiş, siz tam bunları düşünürken gözünüzden bir damla yaş aktı ve kağıdın üzerine geldi, kağıda damladığı anda da benim içimde kalbim ufak ufak çarpmaya başladı.

Kaito peki seni ne yapacağız demiş, bu plastik kovanın içinde yaşayamazsın, bir akvaryuma mı koysam, açık denize mi bıraksam, ne yapacağız ?

Kağıt balık demiş ki, sizin bileceğiniz bir iş ama ben de her balık gibi özgür yaşamak isterim, açık denizlerde özgürce yüzmek isterim ama eğer beni bir akvaryumda hapsetmek isterseniz ona da yapabilecek bir şeyim yok.

Kaito, madem açık denizlerde yaşamak istiyorsun denize bırakacağım ama bugün hava çok fırtınalı, seni küçük bir kavanoza koyayım, sen yine buradan denizi seyret, yarın da eğer hava açarsa seni alır denize götürür serbest bırakırım, balık peki demiş ve bütün gün fırtınalı havada kavanozun içinde yüzüp denizi seyretmiş.

Ertesi gün hava açınca Kaito sözünü tutmuş, kavanozu yanına alıp evden çıkmış yürüyerek sahile gitmiş vee iskeleye doğru yürümüş, iskelenin ucunda bir kayık varmış, kayığa binmiş kürekleri çekerek yavaş yavaş koyun ortalarına açılmış, tam ortaya geldiğinde de balığa seni burada bırakabilirim demiş, burası senin gibi küçük balıkların yaşadığı bir yerdir, eğer onlarla arkadaşlık kurup iyi geçinebilirsen burada ömür boyu mutlu yaşarsın ve sonra kavanozu denizin içine doğru daldırmış.

Balık kavanozdan dışarıya çıkmış, ilk defa deniz suyu ile buluşmuş, çok mutlu olmuş, suyun içinde hoplamış zıplamış, Kaito’ya teşekkür etmiş ve sonra  birkaç kuyruk darbesiyle suyun derinliklerine doğru gözden kaybolmuş.

Arkası yarııııınnnn 🙂

 

 

 

 

 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir