Bizi Takip Edin
Kategoriler
Bumerang
Arşivler

 

İlk 45 Km’lik  ultra maratonumu tamamlamış olmanın sarhoşluğunu ve şımarıklığını atllattığıma göre biraz koşudan bahsedebilirim.

Öyle sıradan bir 45 km değil, Bakiye Duran’ın Çekmeköy Taşdelen Ormanı’nda düzenlediği ultra maratonu bitirdim ben. Çok gururluyum, çok keyfim yerinde 🙂

Bitmek bilmeyen, tepeleri aştım, dereleri geçtim, ormanın içine daldım çıktım, sıcak beynimi pişirirken taş, çakıl yollardan geçtim, parkur boyunca kendimi çok güçlü ve iyi hissettim. Aklımda Bakiye ablanın kitabında okuduğum “insan bir şeyi istemeye görsün” sözü döndü durdu, bi de köpekler… İyi ki köpek yok, bi köpek çıksa ne yaparım ??? Amaaann yok burda köpek diyorum kendi kendime, o sıra sıcak başıma biraz fazla geçmiş olsa gerek sarı mermer gibi taşlar var, üç sarı köpek bana bakıyor ama sakinler, golden mi onlar… Allah allah, ne işleri var burda, yok beee onlar taş taş.

 

 

 

Dereyi geçerken minicik bir yılan gördüm, zıplayan yılan olabilir mi bu, yaa Mine bi devam et yaa… Zıplamaz, ya iki yılan olsaydı, zıplasalardı, dans etselerdi mesela. Ne komik olurdu, yok yok komik olmzadı korkardım, tabii canım korkardım devam edemezdim o zaman…

 

Sanırım 22. Km’de, ormanın içine girdiğimde yanlış yolda olduğumu sandım, yol mu dedim…  yooo yol yok ki burada, bildiğin cangıl bu !!!  Cangıldan çıkana kadar aklımda tek bir şey vardı, düşme, durma, yavaşlama, kırmızı beyaz işaretleri kaybetme. Ne kolumun, ne bacaklarımın çizilmesi umurumda olmadı, hatta ne börtü böcek, ne yılan, ne köpek hiç biri aklıma bile gelmedi, sadece kırmızı beyaz işaretleri kaybetme sakın, düşme sakın, birazdan yola çıkacaksın diye diye 3- 4 – 5 belki de bin kilometre (!) falan ormanın içinde gittim.

 

Göl kenarına vardığımda müthiş bir sessizlik vardı içimde ve huzur, ne kadar huzurlu görünüyor, yavaş yavaş yürüdüm burda, zaten Bakiye abla yavaş gidin demişti, burada acaba bacaklarım da biraz bronzlaşmışmıdır, inşallah biraz bronzlaşmıştır, offf çok beyazım ben yaaa, iyi oldu bu 45 km bak, bütün gün güneş altıda yatsam ne kadar yanardım acaba, çok sıcak, ay çok sıcak, taytın üstüne şort giymiştim acaba şortu çıkarsam mı, ya da taytı çıkarsam şortlamı devam etsem, şortum çok kısa, üstüne tişortüm gelince şortum yok gibi duruyor, şortu biraz çekeyim, siyahın üstünde turuncu çok güzel duruyor, ama bu şort turuncu değil kırmızı, ama bence koyu pembe,  acaba finişe ne kadar var, hala kendimi çok güçlü hissediyorum,  30 km. ultra çamur maratonuna katıldığımda sanki daha çok yorulmuştum ama tabi o kıştı, çamurda koşarken ayakkabılarım çamura yapışıyordu ve ayağım ayakkabıdan dışarı çıkıyordu, iyi ki bu ayakkabıyı giymişim ( New Balans Leadville Trail WT1219C2 giydim, çok memnun kaldım ) acaba neden böyle şeyler düşünüyorum, acaba diğer koşucular ne düşünüyor, bi şarkı söylesem ama ne söylesem acaba, yaaaayyylaaalaaaarr yaylalaaarrr allahım ben askermiyim, yok başka bi şarkı söyliyim, şöyle karadeniz yöresiden oynak bişey söyliyim neyse aklıma hiç şarkı gelmiyor, en iyisi söylemiyim…

36.Km.de ki çorba istasyonu, benim için adı böyle, “çorba istasyonu” çünkü orada çorba var, oraya kadar kendimi güçlü hissediyorum, başka kızlar bu parkuru tamamlayıp bu yolları geçtiyse ben de geçebilirim, o 4 tepe ne zordu beee, güneş altında iyi geçtim hee, şapkam çok iyi, iyi ki bu şapkayı takmışım, ama bi daha bu çantayı görmek bile istemiyorum, içinden su almak çok zor ve sırtımı çok terletti, üzerine rüzgar esince inşallah sırtım tutulmaz gibi düşüncelerimle çorba istasyonuna vardım.

 

 

 

Artık finişe saadece 9 km vardı ve 9 km bana sanki 900 metre gibi geliyordu, sanki 5 dakika sonra bitirecektim …

36. km’den sonra, oraya testere deniyormuş, işte o yola girdim ve bu kadar yol boyunca çıktığım tepelerin hepsi ufaldı gözümde, bura da 2 yada 3 km falan galiba, cok, yok coookkkkk dik tırmanışlar ve inişler vardı, tırmanışların başında derin bir nefes alıp, bi seferde koşarak çıktım, aksi taktirde çıkamazdım, ya dört ayak tırmanmam lazımdı, ya da tek nefeste, ben tek nefeste çıktım, indim, çıktım, indim, çıktım indim … tepeye vardığımda ağzımı aça aça nefes almak istedim ama çok fazla sinek vardı, burundan nefes alıp verirken burun deliklerimden dumanlar çıkmış olabilir…

 

 

İşte tam bu sırada annem aradı

Nerdesin ?

Anne 45 Km parkuruna girdim, son 9 km deyim

Yani hala İstanbul’dasın

Anne 45 km’ yi tamamlamak üzereyim, finişe gidiyorum

5-6 saatte biter demiştin !!!

Anne !!! finişe gidiyorum !!!

Hırrrrr biiipp  alalfja jvfsngrhjtgwsij gds

Anne uğur böceği yuttum 🙂

N’aptın ?

Uğur böceği yuttum

Nasıl ?

Valla 39.Km’de çikolatalı pasta gibi görünüyordu yuttum

Yaaa ne pis boğazsın sen !

He hee şaka şaka 🙂

Hşkfskfpsifi sjflsj fs jflasjf iesfsj sljflsjfj

??? pehh pis boğazmışım, hiç te değilim … bu gün 1 kilo vermişmiyimdir, vermişimdir, hiç olmazsa 500 gram vermişimdir, belki de 800 … İnşallah 1 kilo vermişimdir, o zaman geriye vermem gereken 2 kilo kalır …

Bu etabı da bitirip, yola çıkıp son 5km yazısını gördüğümde gülüyordum hahahaaa bitti, bitirdim !!! Sadece 5 km var!!!

Artık aklımda sadece finiş vardı, bitirdim !!!  Finişe girerken acaba iki elimi açarak mı girsem, havaya mı kardırsam… bitirdim !!! bitirdim !!!

Kendimle, korkularımla, hayal gücümle, Bakiye ablanın kitabıyla bitirdim …

Hah haaaa bitirdimmm 🙂

Derken finiş …

 

 

Melih : çorba istermisin ?

Ben : çorba varmı ?

Bakiye abla : ben sana ikinciye çorba yaparım, gel sen, tebrikler …

Melih : Madalyan,

Oooo bu da üçüncülük kupası …

Hah haaaa Bitirdim 🙂

Melih’in macerası ayrı, 35. Km de onu gördüm, 2,80 yerde yatıyordu ama kendi anlatsın 😉

Melih iyimisin ?

Son iki tır …

??? Melih ???

 

6 Responses to 5.Uluslararası Çekmeköy Ultra Maratonu / Çekmeköy

  • Mine çok güzel bir anlatim olmuş kah güldüm kah hayiflandim,bende iznikde 46km koştum hisler ayni güzel bir deneyim,bundan sonra artik ultra marathonlari takip edersin,ben öyle yapiyorum tebrik ederim süpersin çok dinç bitirmişsiniz

    • Çok teşekkürler 🙂 koşu dönüşü bundan sonra koşmam dedim, 1 km bile koşmam ama sabah uyandığımda kalçalarımda ağrı, suratımda bir sırıtma ve aklımda hummm acaba ??? vardı 😉

  • Tebrikler arkadaşım, çok grurlandım işte benim arkadaşım bu:) finişe sanki 45 km daha koşabilirsin gibi girmişsin gücüne cesaretine ve azmine hayran oldum ayrıca anlatımında çok samimi okurken yanında bende koşmuşum gibi oldumm:) canım benim tekrar tebrikler…..

  • Siyah poşetlerden taşlara geçince ben de de film koptu haha. Güzel anlatımdı ben de senle koştum. Tebrik ederim bitişede baya sağlam girmişssin bir 45 daha gideri varmış 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir