Bizi Takip Edin
Kategoriler
Bumerang
Arşivler

Karar vermek nasıl olur ?

10 gün mesela karar vermek için yeterlimidir ?

Çokmudur ?

Azmıdır ?

Kaç gün gerekir ?

Ay mı gerekir ? yıl mı gerekir ?

En radikal kararlar ne kadar zamanda alınır, ne zaman alınır ?

Galiba karar dediğin, bir anda oluyor …

Bir anda evet diyosun, hayır diyosun, yeter diyosun, tamam diyosun …

Hadi diyosun ! Şimdi !

Şimdi …

Ben de bugün başlatıyorum değişimi , bugün atıyorum o ilk küçük ama önemli adımı …

2013 yılında yazdığım bir mektubu durup dururken hatırlamış olamam değil mi ?

Selam ….. ,

Umarım herşey yolundadır, biz bu sabah Ada’yı kontrol için doktora götürdük, iyileşmeye devam ediyor, sanırım 1-2 hafta içerisinde bu enfeksiyon sorunundan tamamen kurtulacağız.

Ada’nın doktor kontrollerinden sonra Ada’yı babaannesine bıraktık, ben de işe gitmedim eve geldim. bir kaç banka işim vardı, onları da tam olarak halledemedim ama neyse, çok önemli değiller. Ada’nın yeni kremlerini aldım.

Kendime şekersiz bir türk kahvesi yaptım, mis gibi koktu, kahvenin bu evi saran mis kokusuna bayılıyorum …

artık kahveyi ve çayı şekersiz içiyorum, insanın damak zevki değişken bir şey demekki, önceleri sanki asla şekersiz çay içemem diye düşünüyordum, çayı, kahveyi şekersiz içen arkadaşlarım, bir şekeri bıraksan göreceksin bir daha şekerli çay ve kahveyi içemezsin diyorlardı, bana bu söylenenler masal gibi geliyordu ama haklıymışlar gerçekten de şimdi şekerli içemiyorum …

Tuz da öyle, mesela Melih her yemeğe tuz atardı, tuzlu olsa bile o mutlaka daha tadına bile bakmadan biraz tuz eklerdi ama bir kaç yıl evvel gittiğimiz bir doktor kontrolünde Melih’in yüksek kolesterolü olduğu ortaya çıktı ve o günden beri tuzu azalttı, artık hiçbir yemeğe tuz eklemiyor, insan nasıl da alışkanlıklarını değiştiriyor değil mi ? hiç yapamam sandığın şeyleri yapıyor, hiç değiştiremem sandığın şeyleri değiştiriyorsun …

…….’yı  hatırlıyorsun, kaza geçiren arkadaşım, kolunu ve bacağını kaybetti  8-9 ay geçti kazanın üzerinden, kazanın olduğu gün bunun olabileceğine inanamazken, bugün onu öyle görmeye alışmış gibiyim, eskisi kadar şaşırmıyorum, eskisi kadar üzülmüyorum, sorgulamıyorum, elbette her seferinde eski mutluluğuna dönmesini diliyorum ama kaza haberini öğrendiğim ilk gün gibi etkilemiyor artık beni, beni değil kendisi bile bu şekilde yaşamaya alışıyor, tabii ki çok mutlu değil sadece hayatta olduğu için şükür ediyor ve daha iyi olabileceğine inanıyor.

Şükür edebilimek ve inanmak çok önemli, öyle değil mi ? sen kendine inanmazsan, yani kendine sen bile inanmazsan nasıl değişim olabilir ki …

Küçük değişimler, domino taşları gibi birbirini etkileyerek büyük değişimler yaratabilir mi acaba, bu değişimler böyle tesadüfen mi olur, yoksa üzerine uzun uzun düşünüp planlayıp mı olur, televizyonumuzu değiştirmek istiyorduk, iyi bir araştırma yaptık, bir çok markayı inceledik, araştırdık, özelliklerini karşılaştırdık, yeni versiyonlarının ne zaman çıkacaklarını hesapladık, fiyatlarını ölçtük biçtik derken bir tanesine karar vermek üzereyken bir üst versiyonlar çıktı, onlara da bakalım darken, biz yaklaşık 1 yıl kadar önce televizyonumuzu değiştirmeye karar vermiş olmamıza rağmen hala yeni bir televizyon alamadık, ne alacağımıza kesinlikle karar verdiğimiz de ise o televizyonu almak için ayıracak bir bütçemizin olmadığı gerçeği ortaya çıktı ve sonunda televizyon almaktan vazgeçtik, zaten pek televizyon seğrettiğimiz de söylenemez, iyi ve uzun bir araştırma ve analiz sonucu bir televizyona ihtiyacımızın olmadığını anladık.

Fethiye’den sana bahsetmiştim, yaklaşık 8 yıldır Fethiye’ye taşınma orada yaşama hayali kuruyorum, hiç değilse 1 yılcık yaşayabilsem …

O kadar çok Fethiye’de yaşama hayali, planı, hesabı vs. yaptım ki artık Fethiye’de yaşamaktan vazgeçtim, Kırklareli İstanbul’a daha yakın ve henüz keşif edilmemiş bir çok güzelliği var, kimsenin henüz bakmadığı taraf olan Kırklareli’ye döndüm yüzümü bu sefer de, hem Kırklareli halkını tanıyorum, Kırklareli de yaşamayı biliyorum ya, her şey daha kolay olabilir… mi ? …

İyi de, gidelim de … ne yapacağız gidince ? nasıl hayatımızı sürdüreceğiz, düşündükçe düşündükçe İstanbul’da kalıyoruz, tıpkı televizyon almaktan vazgeçmek gibi, yeni bir şehiri deneyimleyemeden aynı şehri yaşamaya devam ediyoruz …

Bir daha dünyaya gelecek olsam, sırt çantalı bir dünya gezgini olmak isterdim, ( tabii pasaport ve vize sorunu olmayan 🙂 )

Gezerdim bütün dünyayı, çok pahalı kıyafetler, lüks arabalar, büyük evler istemezdim, ama her yörenin kendine ait lezzetli yemeklerinin tadına bakmak isterdim, dünyanın dört bir yanında dostlarım olsun, dünyanın dört bir yanından hatıralar toplamak, anılar bırakmak isterdim … değişik dillerde şarkılar söylemek, başka başka ülke insanları ile dans etmek isterdim… bir daha dünyaya gelirse bu ruhum, iflah olmaz bir gezgin olacak …

Ama şimdi ne yapacağımı bilmiyorum , acaba diyorum blogumda yöresel bir bölüm açıp, çeşitli yörelerin yaşlıları ile konuşsam, onların en unutulmaz anılarını yazsam bir de teknoloji bu kadar yokken nasıl yaşamışlar neler yapmışlar onları yazsam …

Yoğurdu nasıl yapmış, ekmeği nasıl mayalamışlar, eti, sütü, sebzeyi meyveyi nasıl saklamışlar, o lezzetli reçelleri nasıl yapıyorlar, toprağı nasıl kazıyorlar, nasıl ekiyorlar, tohumu nasıl saklıyorlar, bu tarım ilaçları yokken onlar ektiklerini nasıl korumuşlar, mesela unutulan bilinmeyen tarifleri var mı, onları yazsam ama zaman lazım, gene gidip araştırıp o nineleri bulmak lazım, konuşmak lazım …

Aslında o nineler, dedeler aramızdan göçüp gitmeden bu tecrübeleri teslim almak da lazım …

Bunları yapanlar var elbet ama ben diyorum ki bunlar daha basit olmalı, anlatması, yapması bir kolay yolu olmalı …

Gıda konusuna kafayı ciddi boyutta takmış durumdayım zaten, bu gidişle çiftçi olacağım yani olabilsem keşke ama keşke işte …

Ada 2 yıl sonra okula başlayacak, nereye gidecek, bizim ülkede eğitim çok enteresan ve çok hızlı değişiyor, yakalayabilirsen helal olsun …  Ama ben istiyorum ki, elbette matematik, fen, edebiyat öğrensin ama daha çok istediğim bir şey var o da, tek başına olabilmeyi, her ne olursa olsun, şartlar ne olursa olsun kendine bakabilmeyi ve mutlu olabilmeyi öğrensin gelecek ne kadar aydınlık bilmiyorum ama her şeye rağmen kızım aydınlık kalabilsin … neyse bu konudaki endişelerim, düşüncelerim, kaygılarım, isteklerim dağlar kadar çok.

Ve galiba çok yazmışım, belki de biraz karışık yazmış olabilirim,

Neyse 🙂

Tekrar başka bir mektupta görüşmek üzere, sevgiyle kal…

Mine

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir