Bizi Takip Edin
Kategoriler
Bumerang
Arşivler

Kaybettiğini düşündüğün an kaybedersin,

Bugün bunu bir kere daha anladım.

Taşdelen Ormanı’nda 30K ultra maratonuna katıldım. Kendime güvenerek , yüksek motivasyonda ve bu koşunun diğer koşulardan daha iyi olacağını düşünerek başladım, inişlerde ve düz yollarda koşacak, tırmanışlarda da hızlı hızlı yürüyecek ve parkuru 4 buçuk saatte tamamlayacaktım.

Melih’le aynı pace ile gitmeyeceğimiz için bu koşuda herkesin kendi başının çaresine bakmasına karar vermiştik. Ve öyle de başladık, öyle de yaptık.

Benim için heyecan ve kendine güven vericiydi.

Tek başıma çıktım yarışa, arkama bakmadım.

İlk 7,5 km’yi harika gittim, tam düşündüğüm gibiydi. Ormanda kendi başıma gidiyor olmanın ve koşuyor olmanın keyfini çıkardım, arkadaşlarım en çok tek başına korkmuyormusun diye soruyorlar, korkacağımı düşünüyordum ama hayır hiç korkmuyorum, korkmak aklıma gelmiyor koşarken, amacım finishe varmak, 1-2 km önümde ve arkamda başka koşucular var biliyorum, bazen önümde birini göryorum, bazen yetişip selamlaşıyorum, bazen biri selam verip beni geçiyor, kendimi çok iyi ve güçlü hissediyorum.

Mesela 7,5 km de kontrol noktası var, orda Aykut Çelikbaş’ı gördüm, ( kim olduğunu araştırmanızı ve yazılarını okumanızı tavsiye ederim, hatta keşke siz de tanısanız  http://istanbulrunning.blogspot.com.tr/ )  herşey yolundamı diye sordu, çantamın ayarını yapmama yardım etti, kolay gelsin dedi, kendime güvenim ve iyi hissetme yüzdem biraz daha arttı.

10 km’yi henüz geçmiştim ki Bakiye abla arabayla yanımda durdu, ileride arılar var , yolun ortasına ateş yaktık, ateşin yanından geç diye uyardı . Tamam dedim devam ettim, geri dönmek aklıma bile gelmedi ve derken arılarla karşılaştım, arıların yanından geçerken ellerimi, kollarımı sallamamam ve paniklemem gerektiğini biliyordum, yüzümü, gözümü korumak için şapkamın siperliğini  iyice aşağı indirdim, başımı öne eğdim, ateşe en yakın noktadan yardırdım geçtim, meğer yavaş geçmek lazımmış neyse hasarsız geçtim, ileride bir istasyon daha vardı oradan da hızla geçtim, önde Cem ve Sezer’e yetiştim, Cem’i bayağı bi arı sokmuş, diğer arı istasyonlarını yavaş, sakin ve kenardan kenardan  geçtik.

Melih’e haber verdim, o da yüzünü, başını buffla sarmış ama arı bir yolunu bulup, kaşının üzerinden sokmuş.

20. km’deki kontrol noktasına 3 saat 45 dakikada ve iyi bir moralle geldim,  burda Melih’le buluştuk, son 10 km’yi beraber gideceğimiz içinde biraz daha keyfim yerine geldi, hayalini kurduğum çikolataları yedim, bir 5 dakika kadar dinlendim ve Melih’le beraber yola çıktık.

Kendime göre zamanlamam ve fiziksel gücüm iyidi aslında ama herşey buradan sonra oldu.

Son 8 yada 9 km’ye girdiğimizde saate baktım, saati 12:50 gösterirken 13:50 gördüm ve bu da demekti ki ben 5 saattir koşuyordum ve hala  koşmam gereken 7,5 km vardı !!!

Büyük bir zamanlama hatası vardı, nasıl olurdu, iyi gitmiştim, güçlüydüm ve düşündüğüm sürelerde ilerliyordum, ne kadar çok dinlenmiştim, zamanı ne kadar çok harcamıştım ?

Biranda inanılmaz yorgun olduğumu hissettim, bacakarım gitmiyordu, koşmayı planladığım halde, yürümekte bile zorlanmaya başladım, nasıl böyle olmuştu, bu hızla ben ancak 6 saatte hatta 6 buçuk saatte bitirebilecektim, o kadar iyi gittiğim halde nasıl olabilirdi bu, hesaplamaya çalıştım, her 10 km’yi kaç saatte geçmiştim, 1 km’yi kaç dakikada geçiyordum, ama 20. km’ye 3:45’te gelmişken 22,5 da nasıl 5 saat geçirmiş olabilirdim, dinlenme işini mi çok abartmıştım ???

İnanılmaz yorulduğumu, fiziksel olarak hiç gücümün kalmadığını, 30 km koşmanın saçma olduğunu, bana göre olmadığını, yapamayacağımı, bir dahada 30 km parkuruna girmemem gerektiğini, kendi kendime 5km. antremanların benim için yeterli olduğunu hatta neden koştuğumu belki de koşmayı sevmediğimi, koşmanın bana göre olmadığını, hala önümde 6 km. olduğunu, bütün vücudumun ağırdığını, belimin ve bacaklarımın gövdemi taşımak istemediğini, 30 km’yi belki de 6 saatten bile uzun sürede bitireceğimi, acaba bir köşeyemi oturmam gerektiğini, çok yavaş ve daha da yavaş olduğumu düşünmeye başladım.

Belki de maymun iştahlıydım, başladığım şeyi bitiremiyordum, zoru görünce bırakıp gitmeyi seçiyordum, beceriksizin tekiydim yine de yarıda bırakan olmak istemiyordum ve bu son 5 km’yi de bitirip bundan sonra 15 km’den uzun koşulara, hatta 5 km’lik koşulara girecektim, ya da hiç koşmayacaktım.

Moralim daha da bozulmasın diye saate bakmıyordum, Melih biraz önümde kararlı ilerliyordu, arı sokmasına ragmen daha iyi görünüyordu, üstelik ben ona göre daha antremanlıydım ama o daha iyiydi.

Son cesaretimi  toplayıp tekrar saate baktım, saat 13:00’tü !!

Nasıl olur ??

Yanlış görmüştüm !!

Oysa saat daha yeni 13:00’tü  5 km de, 7 km de  çok kısa bir mesafeydi ve ben kolaylıkla geçebilirdim,  ama mental ve fiziksel bütün gücümü tüketmiştim, tekrar biraz koşmayı denedim, Melih’e yetiştim ama yeniden tempomu alamadım, boşu boşuna canımı sıkmıştım, halbuki 20. Km’de enerjim ve moralim yerindeydi ve son 10 Km gözümde kolaydı ama öyle bir moralimi bozmuştum ki tekrar toparlayamadım.

Yaklaşık 5 saat 15 dakika gibi bir sürede bitirdim.

Beceriksiz, mutsuz, yorgun, maymun iştahlı, canı sıkılmış, keyfi kaçmış ve daha bir sürü olumsuz duygu ve düşünceler içerisinde olabilirim ama neyse ki inatçıyım , iyi ki bırakmamışım 🙂

Hemen enseyi karartmamak, saate daha dikkatli bakmak, kendini kimseyle karşılaştırmamak, bildiğini yapmak lazımmış .

05/06/2016

Taşdelen Ormanı 30 K Ultra Maratonu

4 Responses to Ne zaman kaybedersin ?

  • Kimin takım arkadaşı bee yürüüüüüüüüüüüüüüüüüüü ense traşını görelim 😀 hehe

  • Süper yazı olmuş. Bazen hani Başkasına yardım edeceğim derken de normalde bizim için de çok kolay olmayan şeyleri rahatlıkla yapabiliyoruz ya kendimizin farkında olmadığımızda. Koşu da böyle bir şey sanırım, tam bir beyin işi. Tebrikler, 30km dile kolay

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir