Bizi Takip Edin
Kategoriler
Bumerang
Arşivler

Bu haftasonu kızımla, Kuzguncuk’un samimi kaldırımlarında, ufak masalara oturmuş sohbet eden kişilerin arasından geçerek,  her masaya bir selam verip, iki adımda bir köpeğin, kedinin başını sevip, bir kahkaha atarak, tam anlamıyla “Güle Oynaya”  Üryanizade Sokak’taki Ressam Dilek Demirci’nin resim atölyesine geldik.

 

Dilek Demirci, 2-12 yaş arası çocuklara resim eğitimi veriyor, bizi son derece enerjik karşıladı kapıda, içeri girip de kendi sanat eserlerini yaratan çocukların hayal güçleri ve yetenkleriyle karşılaşınca, Nazım Hikmet’in Abidin Dino’ya sorusu geldi aklıma: “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?“

Her çocuk,  akrilik veya pastel boyalarla kendi hayal gücünün ürünü olan resimleri yapıyor gönlünce, bazı dersler seramik çalışmaları da yapıyorlar ama biz bugün sadece resim yaptık.

Ada 2,5 yaşında ve ilk defa bir ressamın resim dersine katıldı. İlk olarak bir ayak izi çizdi ve sonra kendi el baskısını yaptı; resmini tamalayan çocukların resimlerinin sergilendiği duvarda Ada’nın resmi de yerini aldı, sonra pastel boyalardan bir güneş ve gökyüzü yaptı ve bu resmimiz de sergide yerini aldı. Sanırım resim yaptıkça ve sergilendikçe kendine olan güveni arttı. Akrilik boyaları kullanarak erik, portakal, elma ve patlıcan resimleri yaptı; her tamamladığı resimde çok mutlu oldu, çok keyif aldı. Çocukları zorla mesleklere yönlendiren ailelerden Tanrı bizi korusun! Hiç böyle bir planımız yok; ama kim bilir belki de Ada geleceğin ressamı olacak ve bugün ilk resimle tanıştığı gün olarak tarihe geçecek! (Tabii bu yazı da… :))

Eğitimler, Cumartesi ve Pazar günleri 11:00-12:30 arasında, biz bu bir buçuk saatin nasıl geçtiğini anlamadık. Resimler tamamlanıp, eller yıkandıktan sonra, çocuklar kendi sergilerini dolaşıp hem kendilerinin hem de arkadaşlarının resimlerine bakıyorlar ve neler çizmişler anlatıyorlar. Bu sayede çocuklar sergi gezme alışkanlığının da temellerini almış oluyorlar.

Gittik, derse katıldık ve çok eğlendik, eğer detaylı bilgi istersen buraya bakabilirsin:  http://www.dilekdemirci.com/atolye/index.html

Bu arada merak ettim, acaba Abidin Dino, Nazım’a ne cevap vermiş, onu da paylaşayım 🙂

“Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
işçiler gözler yolunu.
inebilseydin o vapurdan
Ayağında Varnanın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik Meserret Kahvesine,
ilk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler…
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız,
anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiyeyi
bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.

işte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tual yeterdi;
ne boya…”

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir