Bizi Takip Edin
Kategoriler
Bumerang
Arşivler

 

 

Çocuklu gezgin olunca, gezdiğimiz gördüğümüz de bir başka bir başka oluyor…

 

 

 

 

 

Bozcaada’nın çiçekli, mis gibi keyifli sokaklarını ağır ağır ve uzun uzun yürüyerek dolaşmak, çiçeğin, böceğin, kuşların, manzaranın fotoğraflarını çekmek, mavi beyaz bir kafenin sandalyelerinde     höpürdete höpürdete kahve içmek yerine,  güzelim sokaklardan hızla geçerek öncelikli olarak en güzel parkların, en eğlenceli kaydırakların nerede olduğunu buluyoruz 🙂

 Limon Cafe’de Kahvaltı ;

Parkların nerelerde olduğunu tespit ettikten sonra kahvaltı yapabileceğimiz bir yer bulabilmek  için sokaklarda rastgele koştururken Limon Cafe’yi gördük.  Bozcaada’ya gitmeden önce ön araştırma yapmıştım, nerede yemek yemeli, nerede alışveriş yapmalı, rakıyı şarabı nerede içmeli notları çıkarmıştım. Bu notlardan birinde Limon Cafe’den bahsediyordu ama “ne yapacaktık”, “bizden önce gelenler ne yapmışlardı” demeye kalmadan, “hatırlıyorum ben burayı, bloglardan birinde okumuştum” diyerek, kendimizi Limon Cafe’ye oturmuş kahvaltı ısmarlarken bulduk.  Omletleri , zeytinleri ve reçelleri yerken iyi ki burada oturmuşuz dedim. Çocuklar tabaklarında ne var yoksa keyifle yediler, Oskar’ı sevdiler ( Limon Cafe’nin dev ve sevecen köpeği ) ,  Hesabı öderken  arka bahçeyi fark ettik. Keşke önce görseydik, o zaman kahvaltımızı bahçede yapardık. Böylece çocukların iki de bir yola fırlama ve parka doğru koşturma telaşını biraz olsun engelleyebilirdik.

Ertesi gün de akşam yemeği yemek için yine Limon Cafe’yi tercih ettik, balıklar taze, ufacık bahçe de yunan müzikleri  ve her şey çok lezzetliydi.

 Vahit’in Yeri’nde Öğle Yemeği ;

Kahvaltıyı geç saatte yapınca öğle yemeğini  meze tarzında yapalım dedik, Ayazma Plajında Vahit’in Yeri’ne gittik, ( detaylı bilgi istersen  http://www.vahitin-yeri.com/vahit.asp buradan alabilirsin ) harika bir manzara eşliğinde lezzetli mezelerimizi yedik, çocuklara da patates kızartması, yoğurt gibi sevecekleri yiyecekler aldık. Burada biraz dinlendik.

Armutlu Otel’de Konaklama ;

Önce, bahçeli bir ev kiralayalım, çocuklar uyuyunca biz de bahçede keyif yaparız diye düşndük ama baktığımız evlerin hepsi çoktan rezerve edilmişti. Biz de merkezin 1-2 km. Kadar ilerisinde Armutlu Otel’de kaldık ( Detaylı bilgi istersen http://www.otelarmutlu.com/index.html buradan alabilirsin ) . Sahibi Salih bey, bizi son derece güler yüzle karşıladı, çocuklarla birlikte rahat edebilmemiz için, bize 3 yataklı odaları ayırmışlar, bahçesinde kaydırak ve 2 tane salıncak olması da çocukları çok mutlu etti.  Web sitesinde görünenden daha güzel bir otel’di, çok rahat ettik ve memun kaldık.

Ortaya Karışık Akşam Yemeği ;

Akşam Yemeği için de bir sürü eş dost tavsiyesi ve araştırmalarımla gitmiştim, ama bizim çocuklar bütün gecenin ve günün yorgunluğu ile tam akşam yemeği saatinde arabada uyuyakaldılar. Bizde ekmek, peynir, zeytin, hazır mezeler ve şarabımızı paketletip otelimize döndük, çocukları yatırıp, odalarımızın önüne kendi masamızı kurduk, biraz zahmetli gibi görünse de, unutamayacağımız lezzette bir akşam yemeği oldu, hazır mezelerin bukadar lezzetli olması bizim sohbetten mi, gecenin güzelliğinden mi, çocukların huzur içinde uyumasından mı, yoksa Bozcaada bakkalının hünerimi  bilemedim,  galiba hepsi bir birini bütünlüyor.

Çiçek Pastanesi’nde Dondurma

Bozcaada’nın merkezinde, kocaman bir çınar ağacının gölgesinde, mis gibi kurabiye kokuları içinde, huzurla dondurmalarımızı yedik, Huzurla diyorum çünkü çocuklar dondurma yemeye bayıldıkları  için, parka koşturma, birbirleri ile yarışma, inatlaşma, itişme, çekişme gibi aktivitelerden hiçbirini yapma ihtiyacı duymadan, uslu uslu sandalyelerinde oturarak dondurmalarına konsantre oldular . Sonradan öğrendim ki  Damla sakızlı kurabiyesi meşhurmuş ama “çocuklu gezgin” olunca bazı şeyleri sonradan öğreniyoruz.

Tuzburnu Koyu’nda yüzme   

Geyikli’den bakınca Bozcaada’nın en solunda kalıyor, Kaldığımız Armutlu Otel’in sahibi Salih Bey, yüzmek istiyorsanız Tuzburnu Koyu’na gidin, “Lodoslu havalarda buranın denizi daha sakin ve dalgasız olur” dedi. Gerçekten de dalgasızdı. Tabii biraz serindi ama biz aldırmadık, çoluk çocuk açtık sezonu.

Polente Feneri’nde Gün Batımı

Ada’nın en batı ucunda, öyle şanslıydık ki, tam Fener’e vardığımızda gün batışını yakaladık. 2,5 yaşında gün batışını seyreden kızım bu anı “Güneş git gide gözden kayboldu” diyerek açıkladı. Rüzgar güllerini gördüğünde de “Anne biz bunları hep kitaplarda görüyoruz” dedi. Benim için en etkileyici anlardan biriydi.

Bozcaada Meydanı’nda 23 Nisan Kutlamaları

Ada ve Dağhan önde biz peşlerinde bayram yeri’nde aldık soluğu. Önce arabalarımızı Feribot sırasına soktuk, sonrada törene katıldık. Kendi çocukluğumu hatırladım. Ne kadar heyecanlı olurdum bayramlarda, özel kıyafetlerimizi giyerdik, gösterilerimizi yapardık. Çok gurur duyardım kendimle, en önde yürürdüm. Ben hala bayramlarda kırmızı beyaz giyiniyorum, tıpkı okul sırasında ki gibi mutlu oluyorum.  Eminönü’den bir sürü bayrak almıştım çocuklar için, Ada ve Dağhan tüm çocuklara dağıttılar bayrakları, hem kaynaştılar hem de çok mutlu oldular. Okul yıllarımda titreye titreye okuduğum İstiklal marşını anne olduğumdan beri ağlaya ağlaya okur oldum törenlerde.

Ve İstanbul’a dönme zamanı …

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir