Bizi Takip Edin
Kategoriler
Bumerang
Arşivler

Bu Cumartesi İstiklal Caddesinde yürüdüm ve yürürken  tek başına olmanın tadını bütün hücrelerimde hissetmeye çalıştım.

Kalabalığın arasında, kitaplarım omuzumda, tek başıma … yürüdüm… yürüdüm… yürüdüm…

Nasıl keyif aldığımı tarif etmem mümkün değil, yıllar önce gittiğim, lezzetini iyi bildiğim kafelerden birine gittim, bahçeye oturdum ..

 

Kendime kocaman harika bir salata söyledim, ve üzerine nefis salata soslarından bol bol döktüm, bol bol limon sıktım ve sonrada  kıtırdata kıtırdata salatamı yedim, gözlerimi kapattım, yapayanlız olduğumu, tanıdığım hiç kimseyi  tanımadığımı,  birazdan yepyeni bir hayata başlayacağımı hayal ettim, bir otobüse bineceğim, bir trene bineceğim, bir uçağa bineceğim ve bambaşka bir şehire gideceğim, yada daha yeni ayak bastım bu şehire yepyeni insanlarla tanışacağım … o kadar iyi hayal ettim ki bunu, sanki gerçekmiş gibi gülümseyerek ayrıldım kafeden.

Ellerim ceplerimde, omuzumda kitaplarım, aklımda hayallerim ve yolumda gerçekler kursa vardım…  kurs çıkışı yine ağır ağır, tek başına-tek başına yürüdüm.

Derken telefonum çaldı, eşim arıyor, hah dedim sevgilim arıyor, birazdan buluşacağız.. telefonda sevgilimin gelirken iki bira alsana diyen sesi…

İki bira, biraz patlamış mısır, romantik komedi bir film, çakırkeyif bir gece …

Ve bu yazı burada biter ..

Yani bitse iyi olurdu.

Ama tabii ne gece, ne de yazı böyle bitmedi, iki bira aldım, eve geldim, dünya güzeli kızım sanki yıllardır beni görmemiş gibi Anneee diye boynuma atladı, kendisi için ne süpriz getirdiğimi sordu, oyuncaklarını ortaya döküp oyun oynamak istedi.

Sevgilim-eşim ne yesek acabaaa dedi, biz oynarken televizyon seğretti, gazete okudu, annem aradı, kapıcı geldi, banyoda yerlerde ve lavobodaki saçları gördüm ki hiç sevmem, onları silesim geldi.

Kızı uyutalım film izleriz dedik, ama 21:30 da uyuması gereken kızım 22:30 da uyudu, kızımı uyutmak için 1 saat fazladan uğraşmış olmak ve salona yayılmış oyuncaklar, mutfak tezgahındaki bulaşıklar içimdeki film izleme arzusunu kaçırdı, ertesi gün Pazar olmasına rağmen erken kalkmak zorunda olma stresi bastı.

Televiyonu açtık daha beter, balkona çıktım biraz kitap okuyayım dedim, eşimin günün bütün maceralarını, okuduğu karikatürleri, haberleri  anlatası geldi, diyemedim tabii baksana kitap okuyorum diye, neyse madem sohbet ediyoruz bende anlatayım dedim ama sanki beni dinleyen yokmuş ve eşim benim anlatacaklarımı da benim yerime anlatmış gibi bir hisse kapıldım, sohbet isteğim de kaçtı.

Gidip yatayım bari, yattım 2 saat ya uyudum ya uyumadım, anneeee yanıma geeeel diye bir ses.

Haydiii uykuda gitti…

Ve bu yazı bitmez, uzaaaar gider …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir